Savaş Yeterince Sona Ermedi Mi?

Kürşad Oğuz

Biz nasıl Cumhuriyet tarihimizin resmiliğinden şikayet ediyor ve bu dönemi hâlâ tam sorgulayamadığımızı söylüyorsak Avrupa’da birileri, kıtanın yakın tarihinin resmi kayıtlarının henüz tam olarak deşilmediğini, vicdan muhasebesinin yapılmadığını düşünüyor. Britanyalı tarihçi ve yazar Tony Judt, Avrupa’da 2006’da yayımlanan ve Pulitzer Ödülü’ne aday gösterilmesini sağlayan “Savaş Sonrası” adlı kitabında bu işe girişiyor. Almanlar’ın ‘stunde nul’ (sıfır saati) dediği 1945’ten başlayarak, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’nın öyküsünü anlatıyor. Savaşın uzun gölgesinin sonradan Avrupa’nın üzerine çöktüğüne dikkat çeken Judt, Avrupa yakın tarihinin kişisel bir yorumunu ortaya koyuyor.

Kitap, “Savaş Sonrası 1945 – 1953,” “Refah ve Getirdiği Sıkıntılar 1953 – 1971,” “Ekonomik Dalgalanmalar 1971 – 1989” ve “Düşüşten Sonra 1989 – 2005” başlıklı dört bölümden oluşuyor.

“II. Dünya Savaşı’nın tarihi ve anısı bir dizi bildik ahlâk dersiyle sınırlandırıldı: İyiye karşı kötü, anti-faşistlere karşı faşistler, direnişçilere karşı işbirlikçiler falan” diyor Judt. Ona göre Avrupa, kendi gerçeğini bilmeye daha hazır artık: “Polonyalılar, Fransızlar, İsviçreliler, İtalyanlar, Romanyalılar ve diğerleri daha birkaç on yıl öncesine kadar kendi ülkelerinde gerçekten olup bitenleri bilmeye daha hazırdırlar artık -bilmek isterlerse elbet. Almanlar bile kendi ülkelerinde kabul edilen tarihi yeniden gözden geçirmektedirler, hem de mantığa aykırı gelebilecek sonuçlarına rağmen. Artık, onlarca yıldır ilk kez Britanya bombardıman uçaklarının, Rus askerlerinin ya da Çek sürgünlerin ellerinde acı çeken ve kurban edilen Almanlar ilgi görmektedir. Belli saygın çevrelerde deneme niteliğinde bir kez daha ortaya atılan savlara göre tek kurban Yahudiler değildir.”

Peki bu farklı hesaplaşma şimdiye kadar neden olmadı? Judt bunu Avrupa’nın eski suçlarından ders çıkaramamasına, unutkanlığa kapılarak geçmişe özlemine, 1938 yılına geri dönmek için hiç kurtulamadığı eğilimine bağlıyor. Haksız da sayılmaz; bugün medeniyetler çatışması kurgusuyla Doğu ve Batı’nın, Müslümanlık’la Hıristiyanlığın karşı karşıya olduğunu savunanlar için daha yarım yüzyıl kadar önce, Batı’nın kendi içinde çıkardığı bir savaşta milyonlarca insanın ölmesi ciddi bir travma ve açıklanamaz bir durum.

Judt, Avrupa’nın yakın tarihinin üzerindeki suskunluğun Avrupalı geleceğin kurulması için gerekli bir koşul olduğunu düşünüyor. Ama bu dönem bitti. “Pek hoşumuza gitmeyebilir; iyiyi göstermiyor bile olabilir. Fakat bir tür kapanıştır. Hitler’in ölümünden 60 yıl sonra onun başlattığı savaş ve yarattığı sonuçlar tarihe giriyor. Avrupa’da savaş sonrası dönem çok uzun sürdü, ama sonunda sonu geliyor” diyor.
Bunun sonuçları kitabın ilerleyen sayfalarında…

Savaş Sonrası – 1945 Sonrası Avrupa Tarihi, Tony Judt, Çev: Dilek Şendil, Yapı Kredi Yay., 1030 sayfa, İstanbul 2009.



© 2009 Chronicle Dergisi