Kralların ve Geleneğin Koruduğu Okul: Eton College

Büyük Britanya’nın Mekteb-i Sultani’si
BİROL BİÇER

Dünyanın en iyi okulu olarak biliniyor. Köklü geçmişi, tarih boyunca yetiştirdiği saygın mezunları ve her şeyden öte karakterinin bir parçası haline gelmiş gelenekleriyle ayrı bir şöhrete sahip Eton College. Klasik İngiliz anlayışının da bir numunesi olan okul ülkenin en seçkin öğrencilerini alıyor. Eton demek tarih, gelenek, kalite, elitizm, monarşi ve Büyük Britanya demek.

1440 yılında İngiltere Kralı VI. Henry “The College of the Blessed Mary of Eton Beside Windsor” adıyla bir okul kurdu. Bundan bir yıl sonra da bu okulun öğrencilerinin gideceği daha üst dereceli bir okul… Bunlardan ilki Eton College diğeri ise King’s College Cambridge olarak bilinecekti. Efsanevi iki okulun asırlara yayılacak hikâyeleri böylece başlamış oldu. Winchester Piskoposu William Waynflete tarafından Kral’ın himayesinde eğitime başlayan Eton ve akrabası Cambridge, zaman içinde dünyanın en itibarlı okullarına dönüşeceklerdi.
Harrow School, Cheltenham Ladies College ya da 1382’de kurulan Winchester School gibi gelenekleri olan pek çok üst düzey tarihi okula beşiklik eden Büyük Britanya’da ortaokul ve lise düzeyinde bir eğitim kurumu olan Eton College ayrıcalıklı bir isme sahip. Thames Nehri kenarında Windsor Sarayı’nın karşı kıyısına kurulan ve geçmişinde sarayla sürekli irtibat halinde olan Eton için Büyük Britanya’nın Mekteb-i Sultanisi demek yanlış olmaz. Eton’u ayrıcalıklı yerine oturtansa şüphesiz kalitesinin yanında gelenekleri ve yetiştirdiği sayısız kayda değer şahsiyet.
Ülkemizde Enderun bünyesinde 1481’de kurulan Galata Sarayı Mekteb-i Sultanisi’nin yani Galatasaray Lisesi’nin muadili sayılabilir Eton College. Bugün aynı sıklette olmasalar da Eton ve Galatasaray arasında tarihi açıdan olduğu kadar, organizasyon ve kendine özgü gelenekler açısından da paralellikler mevcut.

HAC ZİYARETİ YAPILDI
Osmanlı’nın Galatasaray’ı gibi Eton da asırlar boyu Birleşik Krallık’ın en seçkin yönetici, entelektüel, yazar ve bürokratlarını yetiştirdi. Waterloo zaferinin mimarı Wellington Dükü başta olmak üzere sayısız generalin, Gladstone gibi 18 başbakanın, Shelley misali pek çok şair ve entelektüelin çocuklukları Eton’un gelenekle yoğrulmuş eğitimiyle şekillendi.
Okulu kuran VI. Henry, Fransa kökenli olup tarihte Normandiya Düklüğü, Kudüs Krallığı ve İngiltere’de de hüküm sürmüş olan, Anjou da denen Plantagenet Hanedanı soyundan gelmekteydi. 1429-71 arasında İngiltere tahtında oturan Henry “eğitimci kral” olarak nam salmıştı. Okulu kurduktan sonra selefi V. Henry tarafından ortadan kaldırılan yabancı manastır ve kiliselerin gelirlerini okula bağladı ve ayrıca kutsal eşyalardan oluşan büyük bir koleksiyonu da buraya bağışladı. Zaten dini bir örgütlenme çerçevesinde kurulan Eton, kralın bağışladığı kutsal eşyalarla ayrı bir değer kazandı. Hatta dönemin papasından İngiltere’de hiçbir yere verilmeyen bir ayrıcalık da elde etti: Hz. İsa’nın göğe yükselme gününün kutlandığı bayramda tövbekârlara endüljans verme (günah affetme) yetkisiydi bu. Tüm bunlar Eton’u Hıristiyanlar’ın hac yerlerinden biri haline getirdi.
1440’ta temeli atılan okulun tamamlanması içinse neredeyse bir asır beklemek gerekti. Okulun bugün filmlere dekor teşkil eden ilk binaları ancak 1491-1523 arasında bitti. Ana bina; kilise, sınıflar, görevli lojmanları, kütüphane ve büroları içeren iki dikdörtgen yapıdan oluşturuldu. Gotik tarzda etkileyici bir kilise inşa edildi. VI. Henry kurduğu bu yeni eğitim kurumunun dini özellikler de taşımasına azami önem gösterdi. Bunun için eğitimi ve idareyi yürütecek 10 rahip, 10 asker, 10 kâtip ve 16 korist görevlendirdi. Eton’un ilk dönemlerinde dini havası ağır basıyordu. Ortaçağ’da “kolej” günümüzdeki anlamından daha çok bir rahipler topluluğu anlamına geliyordu. İlk dönemlerinde oruç günü olduğu için cumaları yemek dahi verilmezdi. 17. yüzyıla kadar dini karakteri çok baskın olan Eton College için 1640’lardaki iç savaş bir dönüm noktası oldu. İç savaşla beraber okulun ilk iki asrına hakim olan rahiplerin ağırlığı önemli ölçüde azaldı. Ancak Anglikan Kilisesi’ne bağlı kolej içindeki kiliseler bugüne kadar işlevlerini eksiksiz sürdürdü. Öğrenci sayısının giderek artıp eski kilisenin yetersiz kaldığı 1890’da okula yeni bir kilise daha ilave edildi.
Okul binasına tarih boyunca eklemeler yapıldıysa da geleneğe bağlı İngilizler görünümün bozulmasına müsaade etmediler. Okul 16, 17 ve 18. yüzyıllarda büyütüldü. 19. yüzyılda mimar John Shaw tarafından öğrenci lojmanı olarak kullanılacak bölümlerin eklenmesiyle tesis genişletildi. 1846, 1889 ve 1908’de de yeni bir kütüphane, sınıflar, laboratuarlar ve gözlemevi ilavesiyle modernize edildi ve görkemli tarihi yapı nihai şekline kavuştu. Pansiyon olarak kullanılan 25 öğrenci evi de yine bu dönemde ilave edildi. İlk kurulduğu yıllarda öğrencilerin yalnız dışarıda ve soğuk suyla yıkanabildiği, dönem dönem çok ağır şartlarda eğitim veren kurum son yüzyılda modern bir yapıya kavuşturuldu. Ana girişte kurucu VI. Henry’nin bronz bir heykeli, kolej içinde manastırlar, eski sınıflar, 50 bin kitap ve 800 el yazmasına sahip bir kütüphane ve Eton’da Hayat Müzesi’ni barındıran kurum bugün eğitime devam ederken bir yandan da müze gibi düzenli gruplar halinde ziyaretçi ağırlıyor.

570 YILLIK BERABERLİK
VI. Henry’nin maksadı burada 70 fakir öğrencinin eğitimini karşılamaktı. Bu öğrenciler ayrıca Eton’dan sonra yüksek eğitimlerini yine Henry’nin kurduğu Kings College Cambridge’de sürdüreceklerdi. Bu sebeple Eton ve Cambridge bir nevi ağabey-kardeş konumuna geldi. İki eğitim kurumu arasındaki bu bağlantı bir gelenek olarak günümüze kadar uzandı.
Eton kendisinden daha eski Winchester School ve Oxford New College’ın eğitim sistemini model olarak aldı. İlk kurulduğunda Eton’un orijinal personeli rahip bir müdür, papazlar, dört kâtip, altı korist, bir öğretmen, 25 yoksul öğrenci ve duahanlardan oluşuyordu. Birkaç sene sonra, 1443’te okulda değişikliklere gidildi. Burslu öğrenci sayısı 70’e çıkarılırken, duahanlar 13’e indirildi. Ancak okulun ilk yılları maddi imkânlar açısından hiç de kraliyete yakışır şartlarda geçmedi. Bunun üzerine Kral, Winchester College müdürü William Waynflete’i 1443’te Eton’un başına getirdi.
Kurulduğu ilk zamanlar kolej Henry’nin katı rejimi altındaki karışık dönemde ayakta kalma mücadelesi verdi. VI. Henry’nin saltanatı Tower of London’da dini ayin sırasında katledilmesiyle sona erdi. Yerine geçen IV. Edward koleje tahsis edilen mülkleri azaltıp Windsor Sarayı’ndaki St. George ile birleştirmeye niyetlendiyse de olmadı. Söylentiye göre metresi Jane Shore’un araya girmesiyle bundan vazgeçti. Okul zaman içinde hayır işi fonksiyonunu kaybetmekle beraber bugün duvarlara isimleri yazılmış bulunan hayırsever bağışçıların da katkılarıyla finanse edildi. Zamanla kolejin malvarlığının değer kazanmasıyla Eton ekonomik bakımdan güçlenmeye başladı.
Kral III. George zamanında Eton’a özel bir fon bağlandı. Kolej, Kral’ın oturduğu Windsor Sarayı ile Thames Nehri kıyısında karşılıklı durumdaydı. III. George, Windsor ile Eton arasına kurulan yayalara mahsus küçük bir köprüyle iki yapıyı birbirine bağladı. Eton College ile monarşi arasında tarihin her devrinde sıkı bir bağ olduğu söylenebilir. Bunun maddi sebeplerinden biri şüphesiz Windsor Sarayı ile okul arasındaki köprüydü. Ancak hiçbir Kral Eton’a bu köprüyü yaptıran III. George kadar gönülden bağlı olmamış, yakınlık kurmamıştı.
Eton’a çok büyük bir ihtimam gösteren III. George bu köprüden geçerek sık sık okulu ziyaret eder ve denetlerdi. Etonlular tarafından halen çok sevilen ve kurucu VI. Henry’den fazla itibar edilen III. George’un öğretmen ve öğrencilerle birebir muhatap olduğu, hatta çoğuna ismiyle hitap ettiği kaydedilir. Kral’ın hükümdarlığı 1820’de ölümüyle sona erdiğinde Eton talebeleri sevdikleri kralın cenaze töreninde siyah ceket ve kravat giydiler ve bu kıyafet sonradan bir gelenek haline geldi. Okulun kuruluş günü III. George’un doğum günü olan 4 Haziran olarak kutlanmaya başladı. III. George, Eton’un ikinci patronu olarak kabul edilir. Benzeri bir durum Galatasaray Mekteb-i Sultanisi için de geçerli. Önce Sultan II. Beyazıt tarafından kurulan mektep, 1868’de Sultan II. Abdülaziz tarafından yeniden yapılandırıldı. Galatasaray Osmanlı döneminde de pek çok asilzâde ve şehzadenin eğitim gördüğü yer olarak bürokrat yetiştirip Osmanlı monarşisine benzeri bir bağlılık gösterdi. Bununla birlikte bugün Galatasaray Lisesi’nin kuruluş yıldönümü Mustafa Kemal’in okulu ziyaret günü olan 2 Aralık olarak kutlanıyor.

ETON DEMEK GELENEK DEMEK
Eton’un kuruluş yıldönümünün kutlandığı 4 Haziran’da tüm Etonlular ama özellikle en kayda değer öğrenciler arasından seçilmiş 29 kişi sıkı kurallara riayet etmek zorunda. Bu 29 lider, hayatlarının geri kalanında da yeleklerinin bir düğmesini iliksiz bırakmak, ceket yakaları yukarı kalkık şekilde kentte yürüyüş gerçekleştirmek gibi bir takım özel davranışları geleneksel olarak uygulamak durumundalar. “Eton Society” ya da “The Pops” olarak anılan seçkin 29 Etonlu, rütbelerini gösteren pelerinler, düğmeler, sıkıca sarılmış şemsiyeler, özel deri ayakkabılar ve diğerlerinden farklı renkli yelekler gibi kendilerine mahsus sembolleri her zaman gururla taşıma ve göstermeye de yetkililer. Kralın bursluları ise isimlerinin sonuna eklenen “KS” harfleri ile gösteriliyor ve fraklarının üzerine giydikleri siyah bir pelerinle ayırt ediliyorlar. Bu sebeple kendilerine “Tugs” (cüppeliler) de deniyor.
Kolej, 1870 yılında yapılan bir düzenlemeyle Eton müdürü, Cambridge King’s College rektörleri, Oxford ve Cambridge üniversiteleri ile Royal Society’den seçilen temsilcilerden oluşan bir kurula bağlandı. Eton’un itibarlı konumuna bu bağlantının da şüphesiz katkısı oldu. Okulun öğrencilerinin Britanya’da ve kanuni evlilikten doğmaları, 8-16 yaş arasında olmaları şartı getirildi. Zamanla imparatorluğun genişlemesiyle 1872’de bu kural değiştirilerek kolonilerde doğanlar da dahil edildi. Bugünse 13-18 yaş grubuna hitap ediyor okul. Kralın 70 burslu talebesiyle başlayan Eton College zamanla kazandığı şöhret ve kaliteli eğitimle ülkenin en üst tabakasına hitap eder oldu. Günümüzde neredeyse tamamı Britanya’nın en itibarlı ve varlıklı ailelerinden gelen 1300’e yakın öğrenci okuyor Eton’da. Bunlar sınavla seçiliyor. İngiltere gelenek sahibi başka okullara sahip olsa da, herkesin gözdesi Eton’a günümüzde öğrencilerin büyük kısmı özel hazırlık okullarından geliyor. Kraliyet ailesinden Prens William ve Harry’nin de tercih etmeleri okulun popülaritesini artırıyor.

KÜREK REKABETİ
Eton’un geleneklerinin çoğu tarihi olaylara dayanıyor. Her şeyden önce Eton’da bir numaralı gelenek bir erkek okulu olması. İngilizler bu konuda en ufak bir kompleks sahibi değil. Aksine “devir değişti” diye bu kuraldan taviz ermenin altı asırlık düzene son vereceğinin farkındalar. Gelenekler arasında yer alan pek çok kutlama ve törenin de tarihi kökenleri var. 4 Haziran kuruluş günü bu geleneksel törenlerin başında. Kutlamalarda kriket maçı, havai fişek gösterisi, 18. yüzyıl denizci kıyafetleriyle kürekçilerin gösterileri, dünyaca ünlü ve kalburüstü mezunları bir araya getiren balo gibi organizasyonlar gerçekleştiriliyor. Okulda yapılan konuşma ve seremonilerden sonra Thames Nehri’ne indirilen tekneler de bunun bir parçası. İngiltere’de özellikle Cambridge ve Oxford üniversitelerinin geleneksel sporu haline gelen ve yüzyıllardır iki üniversite arasındaki azılı rekabetin en önemli parçasına dönüşen kürek yarışları Eton’un spor geleneği. Hem Oxford hem de Cambridge kürek takımlarında Eton mezunları önemli bir oran teşkil etti bugüne kadar. Eton jargonunun ürettiği Wet Bobs (kürekçi tayfası) ve Dry Bobs (toprak sporları tayfası) terimleri İngiliz okullarında evrenselleşti.
Eton College’ın kürekçileri koleje ait Dorney Gölü’nde çalışıyor. Bu göl 2012 olimpiyatlarında kano ve kürek müsabakalarına da ev sahipliği yapacak. Sadece bu gölü geliştirmek için harcanan para 17 milyon poundu bulmuş. Eton kürek kulübü ise dünyadaki en büyükler arasında. Etonlu sporcuların kendi renkleri olarak 19. yüzyıl başlarından itibaren benimsedikleri, mavi-yeşil karışımı “Eton mavisi” geleneğin bir parçası haline gelmiş. Aynı renk Cambridge tarafından da kullanılıyor.
Geleneğin bir başka parçası ise “Wall Game” (duvar oyunu) olarak isimlendirilen Etonlular’ın icadı top oyunu. Kolej arazisi boyunca uzanan bir duvara karşı oynandığı için bu adı alan oyun, Kral’ın bursluları “Collegers” ile paralı okuyan öğrenciler “Oppidans” arasında gelenekselleşmiş azılı bir rekabet unsuru. Wall Game her yıl 30 Kasım’da St. Andrew gününde oynanıyor. Oyunda amaç, portakaldan biraz irice topu duvar dibine kadar sürmek ve orada gol atmak. Basit görünmekle beraber karmaşık kuralları sebebiyle amaca ulaşmak neredeyse imkânsız bu oyunda. Geçen yüzyılda sadece üç gol kaydedilebildiğini söylersek sanırım oyunun karmaşıklığı ve gelenekteki önemi anlaşılır. Bu oyunun kesin neticesi çoğunlukla üstleri başları paralanan ve her tarafı yara bere içinde kalan öğrenciler. Futbol, rugby, tenis, atletizm ve mevsime göre çim hokeyi de Etonlular’ın önde gelen meşguliyetleri arasında.
Eton geleneğinde futbolun da önemli yeri var. Futbol her ne kadar 18. yüzyılda doğdu denilse de 1519 tarihli bir metne göre Eton’da futbol daha o dönemlerde içi doldurulmuş bir topla oynanan popüler bir oyundu. Field Game ve Fives denilen oyunlar da Eton’a özgü uğraşlar arasında.
Eton College ile Harrow School arasında Londra’da Lords Ground’da yapılan kriket maçları da gösterişli kıyafetleriyle arz-ı endam eden geniş bir kalabalığı toplayan başka bir gelenek. Günümüzde eski şaşaasından uzak olsa da yüzyılın başında iki okul arasında yapılan maçları 40 bine yakın kişinin izlediği ve bu maçların gazetelere manşet olduğu kaydedilir. Spor ve sporcu ruh genç Etonlular için önemli. Öğrencileri tarafından pek çok spor branşını bir araya getiren Galatasaray Spor Kulübü’nü çıkaran Galatasaray Lisesi de bu anlamda Eton’la benzerlikler arz ediyor. Waterloo Savaşı kahramanı Eton mezunu Lord Wellington’un şu sözü Eton’un ve Eton’da spor geleneğinin önemini anlatmak açısından manidar: “Waterloo Savaşı, Waterloo’dan önce Eton’un oyun sahalarında kazanıldı.”
Eton’un kendine has eski geleneklerinden biri de Montem. İlk olarak 1561’de ortaya çıkan, üç yılda bir salı günü yapılan bu garip törenin kökeni bilinmiyor. Önceleri okula yeni katılan öğrencileri karşılama töreni olduğu, zamanla 18. yüzyılda anlamının unutularak “bayrak günü”ne dönüştüğü sanılıyor. 1844’de bir ara yasaklanan bu gelenek kısa süre sonra yeniden canlandırılmış. Montem, okullu çocukların askeri bir düzen içerisinde bayraklar ve müzik eşliğinde gerçekleştirdikleri bir geçit töreni. Alay başlarındaki “Captain” liderliğinde Salt Hill denilen küçük bir tepeciğe doğru ilerleyen Etonlular burada insanlardan bağış, sadaka ya da tuz toplarmış. Toplananlar çeşitli masraflara harcandıktan sonra kalanı Captain’e verilirmiş.
Geleneği ve tarzı olan her okul gibi Eton’un da kendine has bir jargonu var. Okula yeni başlayan öğrenciler için şok edici yeni bir dille karşılaşmak hiç de şaşırtıcı değil. 1961’de ölen Eton mezunu Baron Frederick Pethick-Lawrence otobiyografisinde Eton’daki ilk günlerinde bu şoku dehşetle anlatır. Okula girdiğinde arkadaşlarına göre daha çocuksu ama daha iricedir. Etonlu çocukların kullandığı terimler karşısında tam bir cahil durumunda kalır, adeta şoka girer. Bu dili öğrenmesi her acemi gibi zaman alacaktır. Etonlu talebelerin kendilerine göre icat ettikleri tembellik ve hocaları aldatma hileleri ona düpedüz ahlâksızca ve aptalca gelir.

DOĞAL OLARAK SEÇKİNCİ
Gotik okulda gençliklerinin beş yılını geçiren öğrenciler arasında yaygın bir başka âdet ise genellikle Oxford veya Cambridge’de okuduktan sonra bir nevi “ağabeylik” yapmak üzere Eton’a dönerek küçüklere kriket ve Latince öğretmek. Bu, Galatasaray Lisesi’nde de yakın zamana kadar okul karakterinin ayrılmaz bir parçası olarak uygulanan “etüd ağabeyi” sisteminin bir benzeri. Eton müdürlüğü ayrı bir prestij meselesi. 1916’dan itibaren Eton’un başöğretmenliğini yapmış olan ve “Eğitim insanları bayağı, aptal ve cahil olmaktan korur” sloganıyla meşhur Cyril Alington Eton, bu görev uğruna Canterburry Katedrali Rektörlüğü gibi prestijli bir makamı reddetmiş. Eton’da öyle seçkinci bir ruh var ki, bu ruha sıkı bir şekilde sahip olan Alington’un bir derste “Tanrının bile Etonlu olduğunu kanıtlama” çabası Etonlular arasında anlatılan meşhur bir anekdot. Bu seçkinci anlayışın bir başka örneği yine Alington’la ilgili. En meşhur dönemlerinde herkesin hayran olduğu sinema yıldızları Douglas Fairbanks ve Mary Pickford, Eton’u ziyaret etmek isterler. Alington buna şöyle karşı çıkar: “Fairbanks ve Pickford mu? Onlar da kim oluyormuş ki!”
Pek çok şey gibi Eton’da kıyafet de gelenekle şekillenmiş. Eton üniforması okulun şöhretini getiren unsurların başında yer alıyor. Eton’un geleneksel forması ve yakalığı bir asır öncesinin İngiliz okul formalarına da ilham kaynağı olmuş. Eton’dan örnek alınarak küçük değişikliklerle diğer okullar tarafından da kullanılmaya başlamış bu forma. Zamanla diğer okullar üniformalarında değişikliğe gitseler de bu kostüm Eton’da halen giyilmeye devam ediyor. Britanya’da okul üniformasını ilk kullanan eğitim kurumlarının arasında geliyor Eton. 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarında Eton forması ve yakalığının kullanımı yayılmış ve pek çok ülkede standart okul kıyafeti haline gelmiş.
Eton’un iki farklı üniforması var. Sert yakalı ve kısa ceketli olan “junior” forma küçükler, kuyruklu uzun ceketli “senior” forma ise yaşça daha büyük olan öğrenciler tarafından kullanılmış. 20. yüzyıl ortalarına doğru küçük forma terk edilerek kuyruklu frak tarzı formaya geçilmiş. Forma bugün, 1850’lerde kullanılmaya başlayan uzun kuyruklu siyah bir frak, çoğunlukla gri ya da siyah pantolon ve üst düğmesini iliklemeden bırakma geleneği olan bir yelekten oluşuyor. Buna geçmişte kullanılan yüksek şapkayı ve bugün sadece okul korosu mensupları tarafından takılan geniş, sert ve rahatsız edici, takıldığı zaman boyundan ceketin yakalarını örten meşhur Eton yakalığını da eklemek gerek. Günümüzde bu yakalığın yerine daha basit ve sert bir yakalık takılıyor. “Eton Suit” denilen bu meşhur formada yapılan küçük değişiklikler son olarak 1967’de gerçekleşmiş. Bu dönemlerde Eton’un sisteminde reformlar yapılmış ancak aslın korunmasına da özen gösterilmiş.

DİSİPLİN İÇİNDE BİREY YETİŞTİRMEK
Eton’da üniforma sadece öğrencilere mahsus bir kıyafet değil. Tamamı erkek olan öğretmenler de öğrencilerinkini andıran resmi bir kostüm giyiyor. Eton üniforması gelenek olmanın yanı sıra başka şeyleri de temsil ediyor. Bunların başında toplumun elit kesimine dahil olmak var. Bu anlamda Eton Britanya’daki okullar içinde Harrow School’la birlikte frak şeklinde kostüm giyen tek okul. Okul içinde farklı pozisyondakilerin kostümleri temsili anlamlara sahip farklılıklar ihtiva ediyor. “Office Holder”lar kırık yaka ve beyaz kravat; “Captain of House” denilen ev başkanı konumundaki büyük öğrenciler kırık yaka ve gri yelek; her dönemin en başarılı 20 öğrencisi kırık yaka, siyah yelek ve gümüş düğme; Prens William ve Harry gibi en seçkin öğrencilerin de dahil olduğu Eton Society mensupları kırık yaka, gri pantolon, renkli ve özel motifli yelekler giyiyorlar. 1967’de üniformada değişiklikler yapan düzenlemeye kadar herhangi yazılı bir kıyafet düzenlemesi olmamasına rağmen bu kıyafetler geleneğin tartışılmaz bir parçası olarak kabul edilmiş. Son olarak 1990’da uzun kuyruklu frak giyme mecburiyeti de ortadan kaldırılmasına rağmen kıyafette herhangi bir değişim gözlenmemiş olmasını geleneğe bağlılık olarak görmek gerekiyor. Okul içinde yapılan referandumlar pek az kişi dışında pek de rahat olmayan bu kıyafeti kimsenin terk etme niyetinde olmadığını göstermiş. Eton’da başta okul kostümü olmak üzere değişikliğe gitmek isteyen bireylere karşı bir mahalle baskısının varlığı da söz konusu.
Bununla beraber tarih içinde Eton da reform hareketlerine maruz kaldı. Örneğin Kraliçe Viktorya döneminde 1830-1870 arasında yapılan reformlardan Eton da nasibini aldı ve bazı kurallarını değiştirmek zorunda kaldı. Dönem dönem katı gelenekçi ve eskiden kalma sistemi eleştirenler de çıktı. Bunlardan biri de zamanında George Orwell’dı. Orwell, Eton’un klasik sisteminin zamana uymadığını düşünenlerdendi. Ona göre okul toprak ağası aristokratlar tarafından kurulduğu için verdiği eğitim modern çağın anlayışına uymuyordu. Ancak tüm geleneklerine ve katı sistemine rağmen yine Orwell’a göre Eton’un “en büyük fazileti her talebeye kendi öz bireyselliğini geliştirme şansı veren medeni ve toleranslı bir atmosfere sahip olmasıydı.” Eton’un sırlarından biri de disiplin, hiyerarşi ve gelenek sarmalında bağımsız birey yetiştirebilmesiydi. Kısacası Eton “eski harflerin terakkiye mani olmadığını” da gösteren bir örnekti.
Şüphesiz Eton’un dünya çapındaki şöhret ve itibarı sadece okulun köklü tarihinden ve geleneklerinden gelmiyor. Eton, tarihte kalburüstü sayısız insanı yetiştirmesiyle biliniyor. Bu anlamda ülkemizdeki Galatasaray Lisesi’nin yakın tarihe kadar gördüğü görevin İngiliz temsilcisi. Bir kısmı dünya çapında şöhret bulan isimlerin yanında İngiliz bürokrasisinin temel taşı olan pek çok devlet adamının da Oxford ve Cambridge’den önce formasyonlarını Eton’da aldıkları biliniyor. Kraliyet ailesinin erkek mensupları genellikle orta öğretimleri için Eton’a gönderiliyorlar. Mezunları arasından 18 başbakan çıkaran Eton, ülkede yönetimin ve entelektüel hayatın zirvesine ulaşmış nice mezun vermiş. Wellington Dükü, MacMillan and Douglas-Holme, Sir Robert Walpole, Robert Hartley, William Pitt the Elder, Horace Walpole, Thomas Gray, Percy Bysshe Shelley, William Ewart Gladstone gibi isimler Eton’un tarihe geçen mezunlarından bazıları. Yetiştirdiği bürokrat ve siyasetçiler sebebiyle Eton College “İngiliz devlet adamlarının ocağı” olarak da nitelendiriyor.

ZENGİN ESER KOLEKSİYONU
Eton sıradan bir eğitim kurumu olmadığını barındırdığı bilimsel ve kültürel değere haiz pek çok sanat eseri, kitap ve objeyle de gösteren bir okul. Antika kitaplarla dolu kütüphanesi, tarihi arşivi, antika eserleri, Eton’da Hayat Müzesi, Doğal Tarih Müzesi, zengin resim, gravür, heykel ve fotoğraf arşivi Eton’un farklılıkları arasında. Bu eserlerin ülke dışında sergilere gönderildiği de oluyor. Prestijli isminin yanı sıra tüm bu tarihi-kültürel varlık da Eton’un sürekli turist grupları ağırlamasına vesile oluyor. 15. yüzyıl Flaman duvar resimleri, 16. yüzyıl portreleri ve 20. yüzyıl vitrayları bu zenginliğin en gösterişli yönlerini oluşturuyor. Ayrıca Thomas Hudson, Joshua Reynolds, George Romney, Benjamin West, William Beechey, John Hoppner ve Thomas Lawrence gibi 18. ve 19. yüzyılın ressamlarının eserleri okulun tarihi odalarını süslüyor. Kolejin önemli parçalarından biri de VI. Henry’nin bağışladığı ve Hz. İsa’nın çivilendiği düşünülen haç ile çarmıha gerilmeden önce omuzlarına yüklendiği düşünülen haç.
Kolej kilisesinin önemli özelliklerinden biri de duvar resimleri. İngiltere tarihindeki mezhep çatışmaları, Eton Kilisesi ve içindeki 1479-87 arasında dönemin kayda değer ressamları tarafından kilise duvarlarına işlenen resimleri de etkilemiş. 1560 yılında yeni Protestan Kilisesi tarafından verilen talimat üzerine okul berberi tarafından üzerine badana çekilerek kapatılan kilise resimleri yeniden ortaya çıkarılacakları 1847’ye kadar üç asır boyunca örtbas edilmiş. 1923’ten sonra ise restore edilerek orijinal görünümlerine kavuşturulmuşlar. II. Dünya Savaşı’nda 1940’da okula isabet eden bir bomba kiliseyi tahrip etse de tamir edilebilmiş.
Ancak okulun savaştan gördüğü zarar bundan ibaret değil. Orduya da öğrenci veren Eton’un kayıpları az değil. I. Dünya Savaşı’nda 1157, II. Dünya Savaşı’nda 748 mezununu kurban veren Eton bu dönemde nereyse iki nesil yitirmiş. Daha önce Afrika’daki Boer Savaşı’nda ise 129 Etonlu hayatını kaybetmiş. Falkland Savaşı’nda da Etonlu bir albay ölmüş. Son dönemlerde Prens Harry’nin de tercih ettiği gibi kolej ya da üniversiteden sonra askeri görev alanlar hiç de az değil Etonlular arasında.
Özenli korunan tarihi ve mimari yapısıyla Eton sayısız büyük bütçeli filme de dekor olmuş. Özellikle 15. yüzyıl ve sonrası İngiliz tarihine değinen filmler için adeta biçilmiş kaftan burası. “Aşık Shakespeare,” “Gizli Bahçe,” dört Oscarlı “Ateş Arabaları,” “Genç Sherlock Holmes,” “4. Protokol,” “Mansfield Parkı” gibi büyük filmlerin yanı sıra pek çok belgesel ve TV filminin çekimlerinde Eton College’dan yararlanılmış.
Kolejin gelenekleri arasında “Carmen Etonense” marşını da saymak gerekli. Latince marş 1877’de bestelenmiş ve her sene okul konserinde seslendirilmesi gelenek olmuş. Her şeyi bir geleneğe bağlı Eton’un bir de kendine has tatlısı var: Eton Mess. Çilekli, muzlu ve kremalı bu tatlının servis günü 4 Haziran. Bu tatlının gelenekselleşmesi 1930’larda başlıyor. Yani çok yeni!

FAAL OKUL HAYATI
Eton College’ın yıllık ücreti 40 bin Euro’ya ulaşıyor. Kurulduğu günden beri 70 burslu öğrenci geleneği devam ediyor ve öğrenciler yatılı kabul ediliyor. Okula girmek için başarılı olunması gereken sınav aynı zamanda verilecek bursları da belirliyor. Bursluların dışındaki diğer öğrencilerin bir kısmına da maddi katkı sağlanıyor.
Geleneksel eğitimde Latince, antik tarih ve Klasik Yunanca ağırlıklı yer alırken bugün eğitim ister istemez değişmiş. Günümüzde en az 100 öğrencinin eğitimini aldığı Çince dahil pek çok konu okul programına girmiş. Her öğrenciye bir laptop sahibi olma mecburiyeti getirilmiş ve yatak odaları dahil internet bağlantısı sağlanmış. Öğrencilerin programları çok dolu ve hocalarının sürekli vesayetinde olduklarından boş işlere zaman bulamıyorlar.
Eton’da öğrencileri motive eden sayısız sosyal faaliyet var. Spor faaliyetleriyle sınırlı değil bunlar. Kulüpler vasıtasıyla öğrenciler ilgilendikleri alana yönelebiliyor, kendilerini geliştirirken alanlarında söz sahibi olmuş şöhretli misafirleri ağırlayabiliyorlar.
Bunlara bir de her sene pek çok oyunun sergilendiği tiyatroyu dahil etmek gerek. Eton içindeki ana tiyatro “Farrer” ve diğer stüdyo ve salonlar Etonlular’la beraber dışarıdan profesyonellerin oynadığı oyun ve filmleri de sergiliyor. Eton sadece erkeklere mahsus bir okul olduğu için öğrencilerin sergilediği oyunlarda kadın rolleri için St Mary’s School, Windsor Girls’ School gibi kız okullarının yardımına başvuruluyor. Bu okula 600 yıla yakın zamandır kız alınmadığı için bu da büyük bir hadise oluyor.
Öğrencileri sosyal alanda geliştiren faaliyetler arasında okulun yayın organlarının da ayrıcalıklı yeri var. Bunlardan okulun resmi dergileri “The Junior Chronicle” ve “The Chronicle” tamamen öğrencilerin editörlüğünde yayın yapıyor. Eton bu alanda da gelenek sahibi; The Chronicle bilinen en eski okul yayını ve serbestçe okul politikasını hicvedebilen bir dergi. “The Oppidan”, “Spectrum”, “The Arts Review” da diğer öğrenci yayınları. “The Cave” adlı felsefe dergisi ve “Economics” adlı ekonomi dergileri ise daha derinlikli.
Eton’da burslu olmayan ve çoğunluğu oluşturan talebeler (Oppidans) 24 ayrı eve taksim edilmiş olarak yaşıyor. House Master denilen eğitimciler tarafından gözetilen bu evler Eton’da öğrenci hayatının merkezini teşkil ediyor. Bu evler 50 kişilik talebe gruplarını barındırıyor. Kendine göre bir ismi bulunan her talebe evinde House Master’ın yanı sıra öğrenciler arasından bir “House Captain” ve “Games Captain” seçiliyor. Mutat toplantı saati akşam 8 civarında. Geleneklere uygun olarak bu toplantılara “prayers” deniliyor. Geleneği olan her okul gibi Eton’da da öğrenciler arasında yaş ve sınıfa göre bir hiyerarşi söz konusu. Küçük sınıf öğrencilerinin en büyüklere adeta uşak gibi hizmet ve itaat etme âdeti 1980’lerde tamamen iptal edilene kadar sürmüş. Öğrenci hiyerarşisinin en üstündeki büyük öğrencilerin yemek ve temizlik işlerinin bile küçükler tarafından yapılması Eton geleneğinin bir parçasıymış bir zamanlar. Bu uygulama kaldırılmış olmakla beraber House ve Games Captain’leri olan her evin sadece lider öğrencilerine ilk sınıf öğrencileri bazı hizmetlerde bulunmaya devam ediyor.
Ev hayatı sıkı disiplin altına alınmış durumda. Okul disiplininde geleneksel yeri olan bedensel cezaların kaldırılması ancak 1970’lere doğru gerçekleşmiş. Akşamları öğrencilerin çalışmalarını yapabilmeleri için 1 saat 15 dakikalık etüdler mevcut. Gerekirse bu süre House Master tarafından uzatılabiliyor. Öğrenciler derslerinde yönlendiricilik yapmak üzere birer özel öğretmen ya da vasi sayılabilecek “tutor”lar seçebiliyorlar. Tarihi binalar ve geleneksel yapının yanında hassas ve kaliteli eğitimin başarısında bu sistemin katkısı büyük.
Klasik yapısını, tarihi değerlerini, kıyafetlerini, anlamsız olsa dahi geleneklerini koruyarak kaliteli ve kişilikli bir eğitimi en üst seviyede vermenin mümkün olduğunu asırlara meydan okuyarak gösteren bir kurum Eton College.

**KUTU**
MEŞHUR ETON MEZUNLARI
Etonlular’ın en meşhurlarının başında Napoleon’u Waterloo’da yenilgiye uğratan Britanya ordusuna kumanda eden milli kahraman Wellington Dükü geliyor. İngiltere’nin Yahudiler için Filistin’de bir devlet kurulmasını desteklemesini içeren I. Dünya Savaşı’nın meşhur Balfour Deklarasyonu’nu ilan eden Büyük Britanya başbakanlığı da yapmış Lord Arthur James Balfour da bir Etonlu.
1979-82’de Britanya Dışişleri Bakanlığı, 1984 ve1988’de NATO Genel Sekreterliği yapan büyük İngiliz diplomatı Lord Ruppoert Carrington; Winston Churchill’in babası devlet adamı Randolph Churchill; Hindistan kral naipliği ve İngiltere Muhafazakâr Parti liderliği yapmış, Polonya ile Rusya arasındaki paylaşım hattını belirleyen Curzon Hattı’na adını vermiş devlet adamı George Curzon da okulun mezunlarından. Royal Academy azası, fizik ve kimya alanındaki çalışmalarıyla tanınan 17. yüzyılın ünlü bilim adamı Robert Boyle; Tutankamon’un mezarının keşfine eşlik eden ve bir zamanların fırtınalar estiren “Firavun’un laneti”nin ilk kurbanı ünlü Mısır bilimci Lord Carnarvon; Royal Academy azası genetikçi John Haldane; 19. yüzyılın meşhur astronomlarından, pek çok ikiz yıldız ve nebulanın kâşifi Sir William Herschel; tarihçi ve tabiat bilimci Sir John Lubbock; Royal Society ve Royal Astronomical Society azası matematikçi ve astronom Sir John William Lubbock ile biolog ve genetikçi John Maynard Smith de Eton’un bilim dünyasına kazandırdıklarından bazıları.
18. yüzyılda Amerika Bağımsızlık Savaşı’nda çarpışmış General Charles Cornwallis, I. Elizabeth’in efsanevi istihbarat şefi Francis Walsingham’ın torunu Essex Kontu asker Robert Devereux, 19. yüzyılın önemli başbakanlarından William Ewart Gladstone da Etonlu sayısız devlet adamı arasında. Pek çok reforma imza atan Gladstone’un İngiltere’nin demokratik bir parlamentoya kavuşmasında da büyük rolü var. 18. yüzyılda başbakanlık yapmış devlet adamı George Grenville, Kral III. George’un başbakanlarından William Grenville, 1910-16 arası Hindistan’da kral naipliği yapan diplomat Baron Charles Harding, Margaret Thatcher hükümeti dışişleri bakanı Douglas Hurd yine Eton sıralarından geçmişler. Devlet adamı Horace Walpole, tarihçi Spencer Walpole ve başbakanlık da yapmış Robert Walpole gibi aile geleneği olarak Etonlu olanlar da mevcut.
18. yüzyıl şairlerinden Thomas Gray, 18. yüzyılın meşhur “Tom Jones’un Hikâyesi” romanının yazarı Henry Fielding, James Bond’un yaratıcısı yazar Ian Fleming, The London Magazine dergisi kurucusu ve ünlü yazar Virginia Wolf’un “Genç Şaire Mektuplar”ının muhatabı edebiyatçı John Lehmann Eton’da şekillenmişler. Hayvan Çiftliği ve 1984 gibi 20. yüzyıla damga vuran eserlerin yazarı George Orwell da sıkı bir Eton’lu. İrlandalı yazar Edward Plunkett ve Frankenstein’ı yaratan yazar Mary Shelley’nin de kocası olan, 1822’de ölen ünlü şair Percy Bysshe Shelley de okulun medar-ı iftiharları arasında. Viktorya döneminde sado-mazoşizm ve intihar konularını işleyerek skandal yaratan şair Algernon Charles Swinburne, Etonlu bir edebiyatçı.
20. yüzyılın en meşhur yazarlarından Aldous Huxley ve en büyük ekonomistlerinden John Maynard Keynes ise kralın burslularından. Kim Philby adıyla bilinen Harold Adrian Russel Philby MI6 ve KGB adına çalışan çift taraflı bir casus. KGB adına casusluk yaparak ihaneti ortaya çıkan ilk casus olan Philby, Eton’un kötü şöhretlisi.
Amerika’nın kurucu babalarından sayılan ABD Bağımsızlık Bildirgesi’ni imzalayanlar arasında iki Etonlu var: Thomas Nelson Junior ve Thomas Lynch. Nepal’in eski krallarından Birendra Bir Bikram Shah Dev ve Bir Bikram Shah Dev, 19. yüzyıl başbakanlarından Kraliçe Viktorya’nın akıl hocası William Lamb, 7 Yıl Savaşları’nda Savaş Bakanı olarak görev yapan 18. yüzyılın başbakanlarından William Pitt, 17 ve 18. yüzyılın etkin devlet adamlarından Charles Townshend, 18. yüzyıl başbakanlarından İskoçyalı asilzade John Stuart da tarihteki kayda değer mezunlar arasında.
Scherlock Holmes ve My Fair Lady filmleriyle ünlenen aktör Jeremy Brett, caz ustası trompetçi  Humphrey Lyttelton, pek çok Hollywood filmine imza atmış yönetmen ve aktör Hugh Laurie Eton’dan çıkan bazı sanatçılar. Ali Kemal’in torunu olarak bilinen ve halen Londra belediye başkanlığı yapan Boris Johnson ve meşhur katil “Karındeşen Jack”in de peşine düşen dedektiflerden, 1890’da Scotland Yard Şefi olan Sir Leslie Melville Macnaghten de bu gruba mensup. Etonlu kaşiflerden doğa bilimci John Phipps 1773’te Kuzey Kutbu’nu keşfe çıkmış ancak buzlar arasına sıkışarak geri dönmüş. Bir diğer kaşif Lawrence Edward Oates ise Antarktika’nın keşfine katılmış ve başarmıştı.
Prens Charles ve Diana’nın oğuları, babasından sonra tahtın varisi Prens William ve İngiltere krallığında tahta namzet üçüncü kişi olan kardeşi Henry ya da daha bilinen adıyla Prens Harry de Eton’un son yıllardaki “Pops”ları arasında.



© 2009 Chronicle Dergisi