Kapanan Parantezler

ORHAN DURU (D. 1933)
İstanbul-Rumelihisarı’nda 18 Aralık 1933′de doğdu. 1956 yılında Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden mezun olduktan sonra aynı fakültede bir süre asistanlık yaptı. Daha sonra gazeteciliğe yönelen Duru, Ulus’ta başladığı mesleğini Cumhuriyet, Milliyet, Güneş ve Hürriyet gazetelerinde sürdürdü. Duru, gazetecilik kariyerinde muhabir, parlamento muhabirliği, haber müdürlüğü ve yazı işleri müdürlüğü gibi görevlerde bulundu.
Öykü ve deneme yazarlığının yanı sıra tiyatro uyarlamaları da bulunan Duru’nun ilk öyküsü, 1953 yılında Küçük Dergi’de yayımlandı. Mavi, Yeni Ufuklar, Pazar Postası, Yelken ve Dost dergilerindeki yazılarıyla dikkat çeken duru, Ağır İşçiler adlı öyküsüyle “1970 TRT Sanat Ödülleri Yarışması”nda başarı ödülü kazandı.
“Bırakılmış Biri (1959)”, “Denge Uzmanı (1962)”, “Ağır İşçiler (1974)”, “Yoksular Geliyor (1982)”, “Şişe (1989)”, “Bir Büyülü Ortamda (1991)”, “Kısas-ı Enbiya (1979)”, “Kıyı Kıyı Kent Kent (1977)”, “Hormonlu Kafalar (1992)”, “İstanbulin (1995)”, “Küp (2008)”, “O Pera’daki Hayalet (1996)”, “Sierra Madre’nin Hazineleri (B. Traven’den)”, “Gizli Tarih (Prokopius’tan)”, “Çağdaş Fizikte Doğa (Werner Heisenberg’den)” adlı öykü, deneme, anı ve çeviri eserleri bulunan Duru, ayrıca tiyatroya da “Durdurun Dünyayı İnecek Var (1968 – Antony Newley ve Leslie Bricuss’tan)”, “Sınırdaki Ev (1970 – Slawomir Mrozek’ten)”, “Üzbik Baba (1990 – Alfred Jarry’nin Kral Übü’sünden)” adlı eserleri uyarladı.

ERCÜMEND BERKER (D. 1920)
1920 yılında İstanbul’da doğdu. Fransız Koleji, Haydarpaşa Lisesi ve 1945 yılında İ.Ü. Hukuk Fakültesi’ni bitirerek 1948’de avukat oldu. Serbest avukatlık görevinin yanında, 1953 yılından itibaren İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Müşavir Avukatlığını yaptı. 27 Mayıs ihtilali’nden sonra kurulan Yassıada Mahkemeleri’nde en çok müvekkili olan avukat idi. Müzik çalışmalarına, 1940’da Fulya Akaydın’dan solfej ve piyano, 1942’den itibaren İstanbul Belediye Konservatuarı’nda H.Sadettin Arel’den Türk Musikisi nazariyat dersleri alarak başladı. Dr.Suphi Ezgi ve Prof.Salih Murat Uzdilek’ten yararlandı. 1943’te İstanbul Üniversitesi Korosu’nu kurdu. Nevzat Atlığı, Alâeddin Yavaşça, Selahattin İçli, Abdi Coşkun gibi pek çok değerli müzisyenin yetiştiği, halen Süheyla Altmışdört tarafından yönetilen bu koroyu 1948 yılına kadar yönetti. 1946’da Üniversiteliler Müzik Derneği’ni kurdu. 1948’de İ. B. Konservatuarı İcra Şefliği ve Nazariyat öğretmenliği yaptı. İstanbul Radyosu Erkekler Korosunu kurdu ve yönetti. 1974’de İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Türk Müziği Korosu ve İTÜ Müzik Merkezi’nin kuruluşunda görev aldı. 1976’da İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nın Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı olarak kurulmasına önderlik etti. 1981’de Konservatuarın İTÜ’ye bağlanması için uğraş verdi. 1982’de Konservatuarın YÖK’e bağlanmasından sonra yönetim biçiminin değişmesi üzerine yönetimden ayrıldı. 1989 yılında Profesör ünvanını aldı. 31.12.1997’de Konservatuardaki görevinden kendi isteği ile ayrıldı. Türk Müziği’ndeki makamların hangi perdelere transpoze edilebileceğini gösteren “Berker Cetveli” ismi verilen bir cetvel yaptı. Gazetelerde müzik konusunda makaleler yazdı. Müzik ve hukuk alanında basılmış eserleri vardır. Evli ve 1947 doğumlu Itri isimli bir oğlu olan Berker, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu üyesiydi.
TÜRKEL MİNİBAŞ (D. 1953)
1953’de İstanbul’da doğan Türkel Minibaş, ilk ve ortaöğrenimini burada tamamladı. AFS bursuyla gittiği ABD’nin Los Angeles kentinin Pasific Palisades High School’dan 1971’de mezun oldu. 1975 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesini bitirdi. 1985’te İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden İktisat Teorisi ve İktisat Tarihi Anabilim dalında pekiyi dereceyle doktor, 1988’de doçent, 1995’de de Uluslararası İktisat ve İktisadi Gelişme dalında profesör unvanı aldı.
“Azgelişmiş Ülkelerde Kalkınmanın Finansman Politikaları ve Türkiye”, “Çağ Atlatma Serüveni 1453-1980″ adlı iki basılmış kitabı, “Çalışmaya Hazır İşgücü Olarak Kentli Kadın ve Değişimi” ve “Türkiye’de Yolsuzluğun Sosyo-Ekonomik Nedenleri, Etkileri ve Çözüm Önerileri” başlıklı ortak çalışması olan Minibaş’ın, ayrıca para, kalkınma, Türkiye Ekonomisi, uluslararası yatırımlar, küreselleşme, yolsuzluk ekonomisi, kadın ve cinsiyetçilik içerikli yayınlanmış makaleleri bulunuyordu.
Kadın ve çocuk üzerine çalışmalar da yapan Prof. Dr. Türkel Minibaş, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümünde Uluslararası İktisat ve İktisadi Gelişme Anabilim dalında öğretim üyesi olarak görev yapıyordu.
Öğretim üyeliğinin yanı sıra aynı üniversitenin Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezinde müdür yardımcılığı ve Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi İstanbul İl Koordinatörlüğünü yürüten Minibaş, 1994’de tamamlanan Dünya Bankasının Çalışmaya Hazır Kentli Kadınlar Projesinin sürekli proje danışmanlığını ve 2002-2004’te de İzmit-Adapazarı Bölgesinde Depremden Etkilenen Sanayi Kuruluşları ve Yolsuzluk Ekonomisinin Etkileri konulu projeleri yürüttü.
1995-1999 arasında İMKB Başkanlık Ekonomi Danışmanlığı yapan Minibaş, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası ve İzmir Ticaret Odasının eğitim programlarına öğretim üyesi olarak katkı verdi.
1994’den beri Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarlığı da yapan Türkel Minibaş, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyordu.

NERİMAN ALTINDAĞ TÜFEKÇİ (D. 1926)
İlk kadın Türk Halk Müziği solisti ve ilk kadın şefidir. Türk sanat müziği sanatçısı Perihan Altındağ (Sözeri) ile kardeştir. Ailesi aslen Amasyalıdır. Babası Amasyalı Nurettin Behiç Bey’dir. Anne tarafı ise Erzurumludur. İlkokulu, Nene Hatun İlkokulu’nda, ortaöğretimini ise Nişantaşı Kız Lisesi’nde 1942 yılında bitirdi. Liseyi bitirdiği yıl olan 1942′de sınavla Ankara Radyosu’na girdi.
Türk Halk Müziği’nin bağımsız bir dal olarak ayrılmasından sonra bu ihtisas dalını seçen ilk kişidir. 1949 yılında Yurttan Sesler Korosu şef yardımcılığına atandı. 1950 yılında repetitörlük ve 1953 yılında solist öğretmenliği ünvanını aldı. 1957 yılında Kadınlar Korosu’nu kurdu ve yönetti. 1959 yılında İstanbul Radyosu’na atandı. İstanbul Radyosu’nda solistliğin yanısıra Yurttan Sesler Kadınlar Korosu’nu kurdu ve yönetti. Türk Müziği Şube Müdür Yardımcılığı görevini de yürüttü.
1972 yılında tekrar Ankara Radyosu’na dönerek solistlik ve şeflik görevlerini burada sürdürdü. İstanbul’da kurulmakta olan Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nın kuruluş çalışmalarına katılamak amacıyla, 1976 yılında TRT’den ayrılarak Konservatuar’a Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi ve öğretim görevlisi olarak atandı.
Muzaffer Sarısözen’le evliliğinden Memil Sarısözen (1952) adlı bir oğlu, Nida Tüfekçi ile evliliğinden Gamze (Tüfekçi) Yazıcı (1958) adlı bir kızı vardır.
Sanat yaşamı boyunca çeşitli görevler üstlenmiş olan Neriman Altındağ Tüfekçi, repertuarında yer alan tüm öğelere ait türkü ve özellikle uzun havaları aslına ve yöre uslubuna uygun yorumuyla solist olarak büyük başarı ve ün kazanmıştır. Zamanın akademik eğitim veren tek kuruluşu olan Ankara Radyosu’nda oluşturulan büyük jürilerce yapılan sınavları üstün başarı ile kazanarak; İlk kadın solist, ilk kadın öğretmen, ilk kadın şef ve bügüne kadar Halk Müziği dalında verilen ilk ve tek kadın artist-öğretmen ünvanlarına layık görülmüştür. Hançere özelliği ve sesinin genişliği yanısıra çok titiz çalışması onun, gerek uzun havalar gerekse kırıkhavalar konusunda en geniş repertuara sahip Halk Müziği sanatçısı olmasını sağlamıştır. Yüzden fazla derlemesi bulunan Neriman Altındağ Tüfekçi’nin Nida Tüfekçi ile birlikte yazdığı “Memleket Türküleri” adlı bir de kitabı vardır.
Gerek şef ve gerek solist olarak çeşitli radyo ve televizyon konserlerinin yanısıra, Japon Kültür Bakanlığı’nın özel davetlisi olarak Tokyo ve İşikava’da açıklamalı konserler vermiştir. Ulusal ve uluslararası kongre, rostrum ve sempozyumlarda çeşitli bildiriler sunan Neriman Altındağ Tüfekçi, Halk Müziği ile ilgili değişik konularda konferanslar vermiştir. Bugün Halk Müziği’nin ön sıralarında yer alan sanatçıların çoğu onun öğrencileridir.
İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuarı’nın yüksek ve lisansüstü bölümlerinde öğretim görevlisi ve Danışma Birimi üyesi olarak çalışmalarına devam etmiştir.
Neriman Altındağ Tüfekçi, 4 Şubat 2009 tarihinde yaşama veda etmiştir.

GAZANFER ÖZCAN (D. 1931)
İlk adı Saim olan Gazanfer Özcan ilkokulu Cihangir Firuzağa İlkokulu’nda, ortaokulu Beyoğlu Ortaokulunda, liseyi ise Vefa Lisesi’nde tamamladı. Lisedeyken oynadığı “Hisse-i Şayia” adlı oyundaki Bican Efendi rolüyle tiyatroyla tanıştı. Şehir Tiyatrolarının Çocuk Bölümü’ne katıldı. 1955 yılında Komedi Tiyatrosu’nda oynanan Mahallenin Romanı oyunu tiyatro yaşamının dönüm noktası oldu. Bu oyunda rahatsızlanan Reşit Gürzap’ın yerine sahneye çıkıp başarılı olunca kadroya girdi. 1962 yılına kadar hem çocuk tiyatrosunda, hem yetişkin oyunlarında görev aldı. 1962 yılında Gönül Ülkü ile evlendi ve “Gönül Ülkü – Gazanfer Özcan Tiyatrosu”nu kurdu. 1950′li 1960′lı yıllarda çok sayıda sinema filminde de rol alan Gazanfer Özcan, uzun bir süre sinemaya ara verdikten sonra 2000 yılında çevrilen Komiser Şekspir filmi ile sinemaya döndü. Pek çok dizide de rol aldı. Kuruntu Ailesi adlı dizideki Hüsnü Kuruntu rolü ile tanındı, pek çok yapımda ailenin babası rolünü üstlendi. Avrupa Yakası adlı dizideki Tahsin Bey rolü ile de “baba” rolünü sürdürdü. Avrupa Yakası dizisinde 2004 – 2009 yılları arasında üstüste 5 sezon başrol oynadı. Kronik akciğer rahatsızlığı ve damar tıkanıklığı nedeniyle 1.5 ay tedavi gördüğü bir özel hastanede, 17 Şubat 2009 günü hayatını kaybetti. Gazanfer Özcan, 1998 yılında Kültür Bakanlığı’nca verilen Devlet Sanatçısı ünvanına sahipti.

AYHAN AYDAN (D. 1924)
Ayhan Aydan, 1924 yılında doğdu. 1943 – 1944 yılları arasında Ankara Devlet Konservatuvarı Opera Bölümü’nden mezun oldu. Bazı ufak tefek operalarda görev aldı. Bu sırada Carl Ebert’in kendisini farketmesiyle Figaro’nun Düğünü isimli operada Susanna rolüyle profesyonelliğe adım attı. 19 yaşında orkestra şefi Hasan Ferit Alnar’la evlendi ve bu evlilikten bir oğlu oldu. Carl Ebert, Glvndebourne Opera Festivali’nde Mozart’ın operalarını sahneye koyduğu bir zamanda Ayhan Aydan’ı bu festivale katılması için İngiltere’ye götürmek istedi; fakat Aydan bazı nedenlerle gidemedi.
1949 yılında bir toplantıda Adnan Menderes ile tanıştı. Tanıştığı sırada eşinden ayrılmak üzereydi. 27 Mayıs İhtilali sonrasında Yassıada Davaları’na çağırıldı; “Bebek Davası”‘nda Menderes ile ilişki yaşamak ve bu ilişkisinden olan bebeği öldürmekle suçlandı. “Ben bu adamı sevdim” diyerek aşkını itiraf etti ve bebeğinin doğum sırasında öldüğünü anlattı. Örtülü ödenek davasında ise Adnan Menderes’in Ayhan Aydan’ın eski eşine belli aralıklarla ödeme yaptığı anlaşıldı.
Uzun süre damar sertliği, solunum yetmezliği gibi sorunlar yaşayan Ayhan Aydan, 19 Şubat 2009 günü öğle saatlerinde İzmir’in Çeşme ilçesinde vefat etti.

TURGUT CANSEVER (D. 1920)
1920 yılında Antalya’da doğdu. Doktor Hasan Ferit Bey ile eşi Saime Hanım’ın beş çocuğundan en büyüğüdür. Babası Doktor Hasan Ferit Bey, Kasımpaşa Turabi Tekkesi şeyhi ve Bab-ı Ali’nin üst düzey bürokratlarından birisi olan Şeyh Ali Efendi’nin oğlu idi. Bürokrat olmak yerine tıp okumayı seçen, savaş yıllarında Sina Cehpesinde Sahra Başhekimliği yapan, Türk Ocakları’nın kurucuları arasında yer alan Hasan Ferid Bey; devlet ideolojisine muhalif kalmış, Ankara’da üst düzey görev tekliflerini reddederek Antalya’da, Adana’da sıtma mücadelesinde görev almayı tercih etmiş, Tavşanlı’da Bursa’da sürgün hayatı yaşamış bir fikir adamı ve doktordur.
Annesi Saime Hanım ise Filibe kökenli bir öğretmendir. Halide Edip Adıvar’ın öğrencisi olarak yetişmiş, 19 yaşına geldiğinde gönüllü olarak Kudüs’te öğretmen olmayı kabul etmiş bir hanımdır.
Turgut Canserver, ilkokulu Ankara ve Bursa’da okudu. İlkokul yıllarından sonra ailesi İstanbul’a taşınmıştı. Lise öğrenimini Galatasaray Lisesi’nde tamamladı. Okul ve sınıf arkadaşlarından bazıları : Turan Güneş, Turhan Feyzioğlu, İlhan Usmanbaş, Avni Arbaş, Cihat Burak’tır. Ressam olmak düşüncesiyle girdiği İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde Halil Dikmen’le, Mazhar Şevket İpşiroğlu’yla, Sedad Hakkı Eldem’le tanıştı. Mimarlık öğrenimi görmeye karar verdi. Sedad Hakkı Eldem’in yardımcısı oldu. Mimarlık öğreniminden sonra sanat tarihi doktorası yapmaya yöneldi. İslam Sanatı tarihi hocası Ernst Diez onu çok etkiledi. Fransa’ya giderek bir süre Avrupa’yı dolaştı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden “Osmanlı ve Selçuklu Mimarisinde Sütun Başlıkları” adlı teziyle sanat tarihi doktoru, “Modern Mimarinin Sorunları” adlı tezi ile doçent ünvanını aldı.
1949 yılında Sadullah Paşa Yalısı’nın restorasyonunu gerçekleştirdi. Bu, meslek yaşamının ilk önemli deneyimi oldu. 1951′de ortağı Abdurrahman Hancı ile birlikte ilk mimarlık bürosunu kurdu. Birlikte tasarladıkları Büyük Anadolu Kulübü Oteli, önemli eserlerindendir. Karatepe Açık Hava Müzesi, Diyarbakır Koleji, ODTÜ Kampüsü yarışma projesi, Türk Tarih Kurumu binası 1950′li yıllarda tasarlanmış çalışmalardandır.
Cansever, 1958′de Beyazit Meydanı tasarımına başladı. Bu çalışma, onu kent, imar, koruma alanında mücadele vermeye yönlendirdi. Bu alanlarda kısa süreli pek çok görev aldı. Aldığı görevlerin bazıları şunlardır: 1959-60′ta kuruluşunda bulunduğu Marmara Bölgesi Planlama Teşkilatı Başkanlığı ve 1961′de İstanbul Belediyesi Planlama Müdürlüğü; 1974-75’te Dünya Bankası İstanbul Metropol Planlama Projesi’ne başkanlık; 1974-76 arasında Avrupa Konseyi Türk Delegasyonu Üyeliği; 1975-80 arasında İstanbul Belediyesi’nde, 1979′da Ankara Belediyesi metropol planlama, yeni yerleşmeler, kent merkezleri ve koruma danışmanlığı.
1960/lr yıllar, Cansever’in Bodrum’la tanıştığı dönemdir. Kendisine 1980′de aldığı iki Ağa Han ödülünden birisini getirecek olan Ertegün Evi restorasyonu Bodrum’la tanışmasının sonucudur. Türk Tarih Kurumu binası (1951-1967, Ankara, Ertur Yener ile birlikte gerçekleştirdiği) ve Ahmet Ertegün evi yenilemesi (1971-1973, Bodrum) ona 1980 yılında iki Ağa Han ödülü getirdi. Üçüncü ödülü ise 1992 yılında aldı. Bodrum’un 9 kilometre kuzeyindeki Mandalya Koyu’nda toplam üç otel ve 500 evden oluşan; Emine Öğün, Mehmet Öğün ve Feyza Cansever ile gerçekleştirdiği Demir Evleri Projesi kendisine üçüncü Ağa Han Ödülü’nü getirdi. Üç kez Ağa Han Mimarlık Ödülü almış dünyadaki tek mimar oldu.
1983′te Mekke Üniversitesi’nde eğitim programı hazırlık danışmanı olarak çalıştı. Aynı yıl, Ağa Han Mimarlık Ödülü Master Jürisi’nde görev aldı.
Cansever, 90′lı yıllarda yayım etkinliklerini sürdürdü. Pek çok makale yayımladı, yazı derlemelerini kitap haline getirdi. Anıtsal bir yapıt olan Mimar Sinan kitabını 2005 yılında yayımladı.
2007 yılında İstanbul’da, hakkında “Turgut Cansever: Mimar ve Düşünce Adamı” başlıklı sergi açıldı. Küratörlüğünü Uğur Tanyeli ile Atilla Yücel’in yaptığı sergi, Türkiye’de arşiv belgesi niteliğinde malzemeye dayanarak yapılmış ilk retrospektif mimar sergisidir.
2000 yılında kalbine pil takılan ve 2008 temmuzundan itibaren yatağa bağlı tedavi gören Turgut Cansever, 22 Şubat 2009 pazar günü İstanbul Kadıköy-Çiftehavuzlar’daki evinde vefat etti.



© 2009 Chronicle Dergisi