| Nasıl Anlatsam Sana... | | Yazdır | |
|
Kürşad OĞUZ Avrupalı gezginlerin Osmanlı ülkesiyle ilgili seyahatnâmeleri son dönemde çok sık yayınlanıyor. Bunların bir kısmı gerçekten yeni keşfedilmiş ve ilginç, bir kısmı ise hiçbir özel bilgi ve haz vaat etmiyor. Federico Gravina'nın 18. yüzyıla ait seyahatnâmesi “İstanbul'un Anlatımı” bu ikisinin ortasında ve ilkine yakınlardan. Bir kere Gravina, yüksek rütbeli ve donanımlı bir subay olması hasebiyle daha usturuplu bir bakış açısına sahip olduğu için durum böyle. İkincisi, kitap değerli harita ve gravürlerle daha kayda değer bir hal almış.
Belirttiğimiz üzere, Federico Gravina, İspanya Kraliyet Donanması'nın komutanlığına kadar yükselmiş bir isim. 1756'da Palermo'da doğan ve Roma'da eğitim gören Gravina, Cadiz Şirketi'nde deniz muhafızlığına atanınca 1775'te İspanya'ya gelir. Çeşitli gemilerde kaptanlık yaptıktan sonra 18 Ocak 1788'de Cadiz Limanı'nda, kral tarafından, Kartaca'ya uğraması, oradan da Türk elçisini alıp İstanbul'a götürmesi emrini aldı. Gravina'nın işi, İspanya'yla barış görüşmeleri için ülkeye gelen Ahmet Vasıf Efendi'yi İstanbul'a götürmekti. Santa Rosa fırkateyni 12 Mayıs 1788'de öğleden sonra saat ikide İstanbul Limanı'na demir attı. Gravina'nın kente girerken ilk dikkatini çeken şey, “İstanbul'un bütünüyle savunmasız” oluşuydu. Gravina ve emrindeki subaylar, İstanbul'da kaldıkları kısa süre zarfında kenti gezdiler ve detaylı notlar aldılar. İşte bu kitap, aslında bütün hu gözlemlerin bir araya geldiği notlardan oluşuyor. Bu notlarda Saray, Osmanlı toplumu, âdetleri, yaşam biçimi, yapılar ve gündelik yaşama ilişkin gözlemler var. İşte, “Padişahın Özel Yaşamı” başlığı altından kısa bir alıntı: “…Vekillerini ancak çok önemli durumlarda dinliyor ve geri kalan zamanını Kuran'dan sureler, ayetler ezberleyerek, Saray'ın bahçesinde atla gezerek ya da yaya dolaşarak, kürdanlık, kulak temizleyicisi, kaşık gibi bütün sultanların zorunlu olarak yaptıkları herhangi bir mekanik iş yaparak geçiriyor, daha sonra da yaptıklarını paşalara ve imparatorluğun zenginlerine armağan ediyor, ama bu armağanlar onlara çok pahalıya patlıyor, çünkü padişahın eliyle yaptığı bir kaşık ya da sakal tarağı, bir kürdanlık en az kırk ila elli bin kuruşa mal oluyor. Kimi sultanlar da biraz bilimle uğraşıyorlar, devlet işleri ve Avrupa ile ilgili konular hakkında dolaylı bilgi ediniyorlar, ama çoğu zevk içinde yaşamayı yeğliyor ve kadınlarının güzelliklerine dalıp bütün işlerini vekillerine bırakıyor.” İstanbul'un Anlatımı, Federico Gravina, Çev: Yıldız Ersoy Canpolat, Yapı Kredi Yayınları, 136 sayfa. |